Anasayfa
Advertisement
Editörden

Bir ülkede en yaygın sanat dalı “takiye”, en yaygın sanat biçimi “yalan” olursa sanatsal yaratımın peşindeki insanlar ne yapmalı? Bir ülkenin yöneticileri her gün yalan üstüne yalan söylerse, dün ak dediğine bugün kara der hatta kontrolden çıkıp kadın-erkek eşitsizliğini dile getirir, bunu da şarap yerine üzümle kutlarsa ve bu durum kitleler tarafından gök gürültüsüne eş değer alkışlarla karşılık bulursa mevcut gerçekliğin üzerine söz söylenebilir mi? Peki ya sanat yapılabilir mi? 12 Eylül’ün, General Evren’in, Amerikan gizli servisinin çocukları olarak babalarını reddetmedikleri aksine onları “cennetlik” saydıkları halde babalarına karşıymış gibi konuşurlarsa bu inandırıcı olabilir mi? Ergenlik çağına girmiş gençler belki bu kadar tutarsız olabilir. Ama yüzlerinde sivilce olmayan koskoca ergenler bir gün salya sümük ağlayıp ertesi gün tükürükler saçarak hakaret yağdırabiliyorlarsa bunun açıklamasını bilim insanları yapmalı. Önümüzde bir halk oylaması var ve siyasilerimiz öncülüğünde topyekûn mazlum edebiyatı yaparak ilkçağ tragedyalarında ne denli hünerli olduğumuzu gösteriyoruz. Öbür yandan her ırkın şovenlerinin kardeş kardeşe(!) düzenlediği “geleneksel linç şenlikleri” tüm hızıyla sürüyor. Amerika’da gözyaşları içinde yaşayan imam ise Hollywood senaristi edasıyla, “ölüler ordusunu” halk oylamasında sandığa gönderip “evet” oyu almanın peşinde. Yaşamımıza egemen bu sığ komedyanın sebepleri, yetkililerin sorumsuzluğu, her konuda yolsuzluğu ve tüm yurdun solsuzluğudur. Solsuz bir Türkiye, solsuz bir düşünsel yapı her birimizi dipsiz bir kuyuya çekmektedir. Bu karanlığa karşı koymak adına Azizm olarak bizler 12 Eylülün, darbenin, diktanın siviline de askerisine de HAYIR diyoruz.

 

Bu ay, ülkemizin önde gelen bilim insanlarından, değerli yazar Osman Bahadır mücadelemizin güç kaynağı aydınlanmanın tarihine bilimsel bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Örgütümüzün en büyük destekçilerinden, edebiyatımızın değerli ismi Adnan Binyazar son günlerde arabesk üzerinden ayyuka çıkan sanatsal yozlaşmanın diğer katmanlarına eğiliyor. Ressam-yazar Bedri Baykam ise “hayır”ın nedenini ortaya koyuyor. Yazarımız Selin Süar, solsuz ülkemizde dört yılını geçirmiş, Bolşevik Devriminin önderlerinden Lev Troçki’nin izini sürüyor sayfalarımızda. Şiir bölümümüzdeyse iki yıl önce yitirdiğimiz büyük usta İlhan Berk’in dizelerine davet ediyoruz sizleri.

 

Sinema yazılarımızda İtalyan sinemasının büyük yönetmenleri Luchino Visconti’yi Leopar ve Venedik’te Ölüm filmleri üzerinden, Michelangelo Antonioni’yi ise Serüven, Cinayeti Gördüm ve Yolcu filmleri üzerinden işliyoruz. Bu ay sinemada radikalliği mercek altına aldığımız sayfalarımızda, çeşitli konularda şiir, öykü ve denemelerimiz de yer alıyor.

 

Ülkemizi, zihinlerimizi kaplayan karanlığı ve sığlığı aşmak için, Azizm’le ve sanatla kalın dostlar…

 

Azizm’in Notu: Eylül ayı güncellemesi için dilediğiniz konuda inceleme, deneme, eleştiri, şiir, öykü, fotoğraf, karikatür, resim ve videoyu 4 Eylül 2010 tarihine kadar editörümüze iletebilirsiniz değerli dostlar.

 

 

 

 

 

Sinema öyle bir keşiftir ki, bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok, dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz.

 

Manevi Mirasım Akıl ve Bilimdir!

            Ben, manevi mirasım olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur... Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.

 

Mustafa Kemal Atatürk