Anasayfa
Advertisement
Takip Edin
 
 
Ana Menü
Anasayfa
Manifesto
Çalışmalarımız
Yazılar
Yazı Arşivi
Azizm Haber
Röportaj
Sergi
Şiir
Karikatür
Fotoğraf
Video
Forum
Amblem
Müze Rehberi
Basında Azizm
İletişim

 

 

 

 

 

 

Üye Girişi





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Editör'den

Günümüzden çok uzağa değil, beş yıl öncesine bakacak olursak değişim ve dönüşümlerin ne yönde olduğunu daha net görebiliriz. Beş yıl önce Azizm Sanat Örgütü, "Sanat Aydınlanma İçindir" düşüncesiyle kurulduğunda, ülkemiz ve dünyada Aydınlanmaya ve beraberinde modernizme karşı, başını liberallerin çektiği bir grup tarafından postmodernizm sevdasıyla açılmış bir savaş vardı. Henüz mevziler kaybedilmemiş ancak sanat dallarının bir çoğunda postmodern örtüsü altında gerici sapmalar gözle görülür bir hal almıştı. Ülkemizin klasik gericiliğinde ise değişen bir şey yoktu. Bugün geldiğimiz nokta ne yazıkki o günleri parlak gösterecek kadar karanlık. Sinemadan edebiyata tüm sanat dallarında evrensel ölçekte bir yıkım söz konusu. Aydınlanma, doğduğu topraklarda, Avrupa'da bile son sürat geri çekiliyor. Bizdeyse durum daha da kötü. Yasakçı, gerici yığınlar tutarlı biçimde saldırılarını sürdürürken sanat dallarımızda ilerici çıkışları arayan yaratıcılar ülkeyi terketmek zorunda kalmaya başladılar. Ancak hiç şüphesiz en kötüsü, klasik gericilerimizin "entelektüel" düşünceye sızma gayesi. Ne olduğunu hatta olup olamayacağını bile kimsenin bilmediği "muhafazakar sanat" dedikleri kavram kargaşası altında yıllar yılı televizyondan başlattıkları sığ ve gerici beğenilerini, başta tiyatrolar üzerinden yaygınlaştırmanın mücadelesine giriştiler. "Milli manevi değerler" söyleminin dayanılmaz gericiliğiyle sanat alanının yeniden şekillendirilme savaşını başlattılar. Azizm, 5 yıl önce kurulduğunda, kendini yavaş yavaş belli eden bu gidişata  dur demek amacındaydı. Gücümüzü, akla, deneye ve bilime yaslanarak bireyi, toplumu ve tüm insanlığı dogmalardan kurtarıp özgürleştiren, yılmayan ilerici duruşunu ekonomiden sanata, siyasal ve ahlaksal değerlere kadar her alanda gösteren Aydınlanma felsefesinden alıyorduk. Çünkü Aydınlanma,"bilgiyi geniş çevrelere yaymak, halka indirmek ve bilimin ödevinin de toplumu aydınlatmak olduğunu açıkça ileri süren"(Christian Destain, Aydınlanma, Cumhuriyet Yay. s.9) düşünürlerce yaratılan bir akımdı. Günümüzde sadece Türkiye'de değil, dünyada da insanları aydınlatmak, topyekun ileriye taşımak, sanat için örgütlenmek geçerliliğini kaybetmiş gibi gözüküyor. Yeni dünya düzeni buna izin vermiyor. Duruma bu yönden bakarsak Azizm Sanat Örgütü'nün beş yılda başarısız olduğunu pekala söyleyebiliriz. Ancak başarısızlık yenilgiye dönüşmeden, beş yılda durdurmayı başaramadığımız "entelektüel" gericilik karşısında bundan böyle amacımızın direniş değil zafer olduğunu haykırmalı, Aydınlanmanın öncü düşünürü Immanuel Kant'ın dediği gibi "aklını kullanma cesareti gösterenler" olarak  bizlerin, Azizm'in, modernist sanat anlayışı ve Aydınlanmanın ilerici tavrıyla beraber, daha güçlü biçimde mücadelemizi daha geniş alanlarda sürdürmeli ve ilerici bir dünya yaratımında öncü görevimizi üst seviyeye taşımalıyız. Her yıl, sizlerin katılımı ve yaratımlarıyla birlikte daha da büyüyen ve derinleşen örgütümüz, karanlığa inat, geleceğe umutla ve aydınlıkla bakıyor...

Manifestomuzun yazılışının beşinci yıl dönümünde birbirinden değerli kalemler, Adnan Binyazar, Ahmet Çınar, Osman Bahadır ve İbrahim Kılıç, makalelerinde Aydınlanma öğretisininin geniş repertuvarını yazdılar. Bu ay, alanlarında iki büyük aydın ilk kez Azizm'de. Değerli yazar Ergin Yıldızoğlu "muhafazakar sanat" denilen ucubeyi deşifre ederken, değerli akademisyen, yazar Hakan Savaş, yılın sinema olayı, Nuri Bilge Ceylan'ın "Bir Zamanlar Anadolu'da"sını derinlemesine inceliyor. Özgür Keşaplı Didrickson bizleri, Alaska'nın eşsiz doğasına bu kez başka bir yoldan götürürken, yazarımız Selin Süar yeni öyküsünün ilk bölümüyle sayfalarımızda. Sergi bölümümüzdeyse fotoğraf sanatçısı DelilaWoolf'un sıradışı kadrajının yakaladığı estetik güce davet ediyoruz sizleri. Bu ay ayrıca "Yastık Adam" oyununun incelemesinin yanısıra şair Can Ceylan'ın sağlık emekçilerinin haklı mücadelesini destanlaştıran dizeleri, ressam Süleyman Çete'nin, bu dönemde susturulmak istenen sanatçıların niçin konuşmaları gerektiğini anlatan yazısı ve solsuz kaldığımız günlerde bir kez daha okunması gereken, Denizlerin savunması da sayfalarımızda.

Azizm'le ve sanatla kalın dostlar, Sanat Aydınlanma İçindir...

 

Azizm'in Notu: Kuruluşumuzun beşinci yıl dönümünü iki büyük etkinlikle kutlayacağız. Öncelikle 27 Mayıs Pazar akşamı tarihi Konak Sineması'nda, dünya prömiyeri bu ay Cannes Film Festivali'nde gerçekleşecek olan kısa filmimiz "Soluş" başta olmak üzere son bir yılki çalışmalarımızın gösterimi ve söyleşisi olacak. 28 Mayıs Pazartesi akşamı ise İzmir Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde, birbirinden değerli konuşmacıların yer alacağı Aydınlanma, Jakobenlik ve Modernizm konulu bir panelimiz olacak. Her iki etkinlikle ilgili detaylı bilgileri önümüzdeki günlerde paylaşacağız değerli dostlar. Haziran güncellememiz için dilediğiniz konuda çalışmalarınızı 6 Haziran 2012 tarihine kadar editörlerimize ulaştırabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

Sinema öyle bir keşiftir ki, bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok, dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz.

 

Manevi Mirasım Akıl ve Bilimdir!

            Ben, manevi mirasım olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur... Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.

 

Mustafa Kemal Atatürk